WeCreativez WhatsApp Support
Merhaba, nasıl yardımcı olabiliriz?

İstinaf, adli yargıda 2. Derece mahkemeleri olarak kabul edilmiştir. İstinaf mahkemesi olarak görev yapan Bölge Adliye Mahkemeleri, hukuki denetim dışında, maddi vakıa denetimi de yapar. İstinaflara ilişkin 5235 sayılı yasa 26 Eylül 2004’te çıkarıldı. Devreye girmeleri önce 1 Haziran 2005’e bırakıldı. Sonrasında 12 yıl boyunca ertelenerek, 20.07.2016 tarihinde yürürlüğe girerek, bu tarihten itibaren İlk derece mahkemelerinde verilen kararlara ilişkin olarak uygulamaya koyulmuştur. 20.07.2016 tarihinden önce verilen tüm kararlara karşı istinaf yolu kapalıdır. Karar tarihi ne olursa olsun, Yargıtay incelemesi yapılan davalara karşı da istinaf yolu kapalıdır.

HSYK, ilk etapta 7 bölgede istinaf mahkemeleri (BAM) kurdu. Bunlar; İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Erzurum, Gaziantep ve Samsun. Bunların yargı çevreleri ise şöyledir:

ANKARA: Ankara, Aksaray, Bartın, Bolu, Çankırı, Düzce, Eskişehir, Karabük, Karaman, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde, Sivas, Yozgat ve Zonguldak
İSTANBUL: İstanbul, Bilecik, Bursa, Edirne, Kırklareli, Kocaeli, Sakarya, Tekirdağ ve Yalova
İZMİR: İzmir, Aydın, Balıkesir, Çanakkale, Kütahya, Manisa, Muğla ve Uşak
ANTALYA: Antalya, Afyonkarahisar, Burdur, Denizli, Isparta ve Mersin
SAMSUN: Samsun, Amasya, Çorum, Giresun, Ordu, Rize, Sinop, Tokat ve Trabzon
GAZİANTEP: Gaziantep, Adana, Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Elazığ, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Mardin, Osmaniye, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak
ERZURUM: Erzurum, Ağrı, Ardahan, Artvin, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Erzincan, Gümüşhane, Hakkari, Iğdır, Kars, Muş, Tunceli ve Van

ÖNEMLİ NOT: Bu yetkiler kesindir. İstinaf mahkemesinin yetkisi yönünden yetki sözleşmesi yapılamaz. Ancak ilk derece mahkemesinin yetkisi bakımından yetki sözleşmesinin mümkün olması halinde, zımnen İstinaf mahkemesinin de yetkisi belirlenmiş olur. İstinaf başvuru dilekçesinde yanlış istinaf mahkemesi yazılmış olsa dahi, bu durumda dilekçe reddedilemeyecek, ilk derece mahkemesi dilekçeyi re’sen doğru istinaf mahkemesine gönderecektir.

Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin görevleri ise şunlardır:

Adlî yargı ilk derece hukuk mahkemelerinden verilen ve kesin olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılan başvuruları inceleyip karara bağlamak,
Yargı çevresi içerisinde bulunan adlî yargı ilk derece hukuk mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek,
Yargı çevresindeki yetkili adlî yargı ilk derece hukuk mahkemesinin bir davaya bakmasına fiilî veya hukukî bir engel çıktığı veya iki mahkemenin yargı sınırları kapsamının belirlenmesinde tereddüt edildiği takdirde, o davanın bölge adliye mahkemesi yargı çevresi içerisinde başka bir hukuk mahkemesine nakline veya yetkili mahkemenin tayinine karar vermek.
6100 sayılı HMK, istinaf yoluna başvurulabilen kararları m. 341 ile şu şekilde belirlemiştir:
İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar (kararı veren ilk derece mahkemesinin, bu kararı verdikten sonra işten el çekmiş olması gerekir.) –Nihai kararlar; esas hakkında verilmiş bulunan hükümler (eda ve tespit hükümleri), usule dair nihai kararlar (görev ve yetki yönünden ret, davanın açılmamış sayılması ve usulden ret kararları)- ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. –Kararın çekişmesiz yargıya ilişkin olması halinde de istinaf yoluna başvurulabilecektir. Ancak, çekişmesiz yargıya ilişkin istinaf mahkemesi tarafından verilen kararlara karşı temyiz yolu kapalıdır.-
Miktar veya değeri 500,00 Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.
Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, 1.500,00 Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.
Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü 1.500,00 Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.

ÖRNEK OLAY:
Davacının 2.000,00 TL alacağının tamamını ilk derece mahkemesinde dava etmesi halinde, mahkemece davanın 1.000,00 TL’lik kısmı yönünden kabulüne karar verilmişse, bu karara karşı her iki tarafın da istinaf kanun yoluna başvurma hakkı bulunmamaktadır. Ancak, 1.600,00 TL’lik kısmı yönünden kabul edilirse, bu karara karşı sadece davalı, 400,00 TL’lik kısmın kabulüne karar verildiyse de sadece davacı istinaf yoluna başvurabilecektir.

Davacı alacağının 10.000,00 TL olduğunu ifade ederek, şimdilik kaydıyla 2.000,00 TL’nin tahsili istemiyle kısmi dava açmış ve davanın 1.400,00 TL’lik kısmı yönünden kabulüne karar verildiyse, bu karara karşı yalnızca davacı taraf istinaf yoluna başvurabilecek, davalı taraf ise katılma yoluyla istinaf haricinde istinaf yoluna başvuramayacaktır. Zira, kesinlik sınırının istisnası katılma yoluyla istinaftır. Ancak, istinaf yoluna başvuran, bu talebinden feragat eder veya talebi BAM tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yoluyla istinaf yoluna başvuranın talebi de incelenmeksizin reddedilmelidir. Örnek vermek gerekirse; istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanın istinaf başvurusunu süresi içerisinde yapmamış olduğundan reddine karar verilecekse, katılma yoluyla istinaf yoluna başvuran karşı tarafın da talebinin incelenmesi mümkün olmayacaktır.

İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir.

6100 Sayılı HMK’nın kesin olarak kabul ettiği kararlar haricinde, özel kanunlarla kesin olduğu kabul edilen bazı kararlar mevcuttur:

1- 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna göre, 2.000,00 TL’nin altındaki uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyeti, 3.000,00 TL’nin altındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetine, büyükşehir statüsündeki illerde ise 2.000,00-3.000,00 TL arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Taraflar tüketici hakem heyetleri tarafından verilen kararlara karşı tebliğden itibaren 15 gün içerisinde ilgili Tüketici Mahkemesi’ne itiraz edebilir. Ancak, bu halde de tüketici mahkemeleri tarafından verilen kararlar kesin olduğundan, bu kararlara karşı istinaf yoluna başvurulması mümkün değildir.

2- 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun 363/1. Fıkrasında kesin olduğu belirtilen kararlar –kıymet takdirine ilişkin şikayet, icra dairesi tarafından hesaplanan vekalet ücreti, iflas dairesinin oluşturulması ve iflas dairesinin işlemleri hakkında şikayet üzerine verilen kararlar, yediemin ücreti, yediemin değiştirilmesi, hacizli taşınır malların muhafaza şekli vb. hakkındaki kararlar- dışındaki kararlara karşı istinaf yolu açık olmakla birlikte, icra mahkemelerinde verilen bu gibi nihai kararlarda istinaf sınırı ise 1.000,00 TL olarak belirtilmiştir.

3- 6102 Sayılı TTK’ya göre, komandit şirkette komanditerin denetimi için bilirkişi atanması talebi üzerine verilen kararlar nihai olmakla birlikte, bu kararlar kesin nitelikte bulunduğundan istinaf kanun yoluna başvurulması mümkün değildir.

4- Bunların haricinde, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 21. Maddesi ile 3533 sayılı Umumi Mülhak ve Hususi Bütçelerle İdare Edilen Daireler ve Belediyelerle Sermayesinin Tamamı Devlete veya Belediyeye veya Hususi İdarelere Ait Daire ve Müesseseler Arasındaki İhtilafların Tahkim Yoluyla Halli hakkında kanunun 4 ve 6. Maddeleri uyarınca verilen kararlar da kesin nitelikte bulunduğundan, bu kararlara karşı da istinaf kanun yolu kapalıdır.

5- Hakem kararının iptali istemli davalarda ilk derece mahkemelerinden verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurulmaksızın, temyiz kanun yoluna başvurulması söz konusudur.
Ara kararlar ise kural olarak ancak asıl hükümle birlikte istinaf konusu yapılır. Burada ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına ilişkin ayrımdan bahsetmek gereklidir:
İhtiyati tedbir talebinin kabulü halinde istinaf yoluna başvuru hakkında 2 farklı durum söz konusudur. Biri, karşı tarafın yokluğunda verilen kabul kararı, diğeri ise karşı tarafın huzurunda verilen kabul kararıdır. Karşı tarafın yokluğunda verilen kabul kararına karşı itiraz yoluna başvurulabilir. Bunlara karşı doğrudan istinaf yoluna başvurulması mümkün değildir. Diğer bir anlatımla, karşı tarafın yokluğunda verilen kabul kararına karşı önce itiraz yoluna başvurulacak, itirazın reddi halinde verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilecektir. Bu başvurular BAM tarafından öncelikli olarak incelenerek kesin olarak karara bağlanacak olup, temyiz yoluna gidilemeyecektir.

Karşı tarafın huzurunda verilen kabul kararlarına karşı ise itiraz yolu zaten kapalıdır. Ancak, burada itiraz yoluna da başvurulamayacağından, doğrudan istinaf yoluna gidilip gidilemeyeceği hakkında kanunda boşluk vardır. Önümüzdeki günlerde verilecek BAM kararları ile yaşayıp göreceğiz. Başvurulamayacağı yönünde karar çıkarsa, ihtiyati tedbir duruşmalarına karşı yanların katılmaması gibi durumlar söz konusu olabileceğinden, bu durumda hem savunma hakkı hem de hak arama özgürlüğü bakımından sıkıntılar doğacaktır.
İhtiyati tedbir talebinin reddi halinde ise, bu kararlara karşı itiraz mümkün değildir. Bu kararlar ister tarafların huzurunda, ister yokluğunda verilmiş olsun, istinaf incelemesine tabidir.
İstinaf başvuru süresi HMK 345’e göre 2 haftadır. (Tebliğden itibaren) Bu süre, İş mahkemesinde tefhim veya tebliğden itibaren 8 gün, İcra mahkemesinde ise tefhim veya tebliğden itibaren 10 gündür. Adli tatilde görülecek davalara ilişkin verilen kararlara karşı istinaf süresi için de adli tatile denk geldiği takdirde, süre uzamayacaktır. Dilekçenin süresi içerisinde verilip verilmediğini inceleyecek olan, kararı veren ilk derece mahkemesidir. Bu halde ilk derece mahkemesi, istinafa başvuru talebinin reddine karar verir. Bu ret kararına karşı da tebliğden itibaren 1 hafta içerisinde istinaf kanun yoluna gidilebilir.

İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf yoluna başvuru harcı ve tebliğ giderleri de dahil tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği yahut eksik ödendiği kararı veren mahkemece tespit edildiği takdirde, başvurana 1 haftalık kesin süre verir.

ÖNEMLİ NOT: 2017 yılı istinaf başvuru harcı: 85,70 TL’dir. Davalı tarafça istinafa başvurulursa, peşin karar ve ilam harcı, davacı tarafça istinaf yoluna başvurulursa da maktu karar ve ilam harcı yatırılır.

ÖNEMLİ NOT: İstinafa cevap süresi de tebliğden itibaren iki haftadır.
Tarafların ilk derece mahkemesi kararının kendilerine tebliğinden önce, istinaf hakkından feragat etmeleri mümkün değildir. Bu konuda sözleşme de yapılamaz.

HMK. 350’ye göre istinaf yoluna başvurmak, kararın icrasını durdurmaz. İcranın geri bırakılmasına dair hükümler saklıdır. Ancak, nafaka kararlarına karşı icranın geri bırakılması talebinde bulunulamaz.

İstinaf incelemesi “kamu düzeni” istisnası dışında, istinaf dilekçesinde belirtilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılır. HMK. 357’ye göre; istinaf esnasında yeni vakıaların ileri sürülmesi, talep sonucunun genişletilmesi ve değiştirilmesi, ıslah yapılması, karşı dava açılması, davaya müdahalede bulunulması, davaların birleştirilmesi ve yeni delillere dayanılması mümkün değildir. İstinaf incelemesinde aslolan duruşma yapılması olup, istisnai hallerde duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilir. (6100 Sayılı HMK md. 353’te sayılmıştır)
İstinaf aşamasında da, ara kararlar ile yargılama sonunda nihai kararlar verilir. Duruma göre geçici hukuki koruma kararı da verilebilir. İlk derece yargılama usulü ile istinaftaki usul aynıdır. İstinaf incelemesi neticesinde, başvuru haklı bulunmazsa “…istinaf başvurusunun reddine”, haklı bulunursa ilk derece mahkeme kararı kaldırılarak yeni bir karar verilecektir. Bunun haricinde, istinaf aşamasında ıslah mümkün değildir.

İstinaf istemi sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairelerinin vereceği temyizi kabil kararlara karşı, istinaf kararının tebliğinden itibaren 1 ay içerisinde, Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu, ancak HMK m. 362’de belirlenen “temyiz edilemeyen kararlar” dışında kalması şartı ile mümkündür.

Temyiz edilemeyen kararlar:
Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz:
a) Miktar veya değeri 25.000,00 Türk Lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar.
b) 4 üncü maddede gösterilen davalar ile (23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan doğup taşınmazın aynına ilişkin olan davalar hariç) özel kanunlarda sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği belirtilen davalarla ilgili kararlar.
c) Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek için verilen kararlar ile merci tayinine ilişkin kararlar.
ç) Çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlar.
d) Soybağına ilişkin sonuçlar doğuran davalar hariç olmak üzere, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davalarla ilgili kararlar.
e) Yargı çevresi içindeki ilk derece mahkemeleri hakimlerinin davayı görmeye hukuki veya fiilî engellerinin çıkması halinde, davanın o yargı çevresi içindeki başka bir mahkemeye nakline ilişkin kararlar.
f) Geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlar.
Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, 25.000,00 Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü 25.000,00 Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir.

İSTİNAF ve TEMYİZ KANUN YOLLARI ARASINDAKİ FARKLAR:
1- Temyiz kanun yolunda hukuki denetim yapılırken, istinaf kanun yolunda, kanunda belirtilen sınırlar ve kurallar çerçevesinde hem maddi hem de hukuki denetim yapılır.
2- İstinaf kanun yolunda, yeniden inceleme yapıldığından, kararın doğru olmadığı sonucuna ulaşılması halinde, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak istinaf mahkemesince yeniden bir karar verilmesi mümkün iken, temyiz kanun yolunda, hukuki denetim yapıldığından düzeltilerek onama kararı bir kenara bırakılacak olursa, yeni bir karar verilmeyip, alt derece mahkemesi kararı ancak bozulabilir.
AV. BAŞAK ÖZTÜRK