WeCreativez WhatsApp Support
Merhaba, nasıl yardımcı olabiliriz?

Fikir ve sanat ürünleri, insanın yaratıcı düşüncesinin ürünüdür. Bu yönüyle insanın ortaya çıkmasıyla eş zamanlıdır. Fotoğrafta, fotoğraf sahibinin kendi hususiyetini yansıtabilmesi yani sade fotoğrafın eser haline dönüştürülebilmesi kolay değildir. Sahibinin hususiyetini yansıtan fotoğraflar yanında, teknik ve bilimsel fotoğraflar da fikri hukuk kapsamında korunmaktadır. Bunlardan ilki güzel sanat eserleri olarak adlandırılırken, diğeri ise ilim ve edebiyat eseri olarak adlandırılsa da, esasen sağladığı haklar bağlamında yasal bakımdan farkları bulunmamaktadır. Estetik, bilimsel ve teknik niteliği olmayan fotoğraflar ise fikri mülkiyet hukuku değil, haksız rekabet hukukuna göre korunmaktadır.

5846 Sayılı FSEK’e göre; eser tanımı en kapsamlı haliyle, sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her türlü fikir ve sanat mahsullerini ifade etmektedir. Eser sahibi ise; eseri meydana getiren kişi olup, eser sahipliği hukukumuzda herhangi bir makama tescil zorunluluğu bulunmaksızın eserin yaratılması ile kazanılır. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki; her ne kadar fotoğraflar üzerindeki hakların doğumu için, tescil zorunlu değilse de, beyanat usulü ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’na başvuru ile kayıt açılması mümkün olup, bu tescilin aksinin Mahkemeler nezdinde eser sahipliğinin tespiti gibi davalarla iddia edilmesi mümkündür.

Kanun kapsamında estetik değeri bulunan fotoğrafik eserler, güzel sanat eserleri arasında sayılmıştır. Estetik niteliği bulunmayan teknik ve ilmi mahiyette olan fotoğraf eserleri ise, ilim ve edebiyat eserleri arasında yerini bulmuştur. Bu tür fotoğraflar, öğretici, açıklayıcı, aydınlatıcı ve uygulama yapmaya imkan verici olduğundan, ilim ve edebiyat eseri vasfına yükselmiştir. Ancak, her fotoğrafın Kanun kapsamında “eser” vasfıyla korunamayacağı, bunun için bazı şartların var olması gerektiği malumdur. Fotoğrafın eser olarak kabul edilmesi için iki koşul gereklidir. Birinci koşul; estetik değer taşıyan bir fotoğraf olmasıdır. İkinci koşul ise; fotoğrafta fotoğrafçının hususiyetinin bulunmasıdır. Hususiyet, eser tanımında yer alan olmazsa olmaz bir şarttır. Hususiyet; sahibine özgü ve orijinal olma anlamına gelmektedir. Sıradan olmama ve belli bir düzeyi bulunmak kaydıyla yaratıcılığı gerekli kılar.

Bir amatörün bir manzara fotoğrafı çekmesinde orjinallik yoktur. Fotoğrafçı el hüneri göstermez, sadece alet kullanır. Ancak, bir profesyonelin hususi bir pozu, ışığı ve lensi ayarlayarak, rötüş yaparak estetik ve hususi bir değer verdiği fotoğraf, fikir eseri olarak koruma altındadır. Bir fotoğrafın eser olabilmesi için kural olarak hazır olanın olduğu biçimiyle sunumu değil, fikri çaba sonucu meydana getirilen bir ürün eser olarak korunacağından, fotoğrafa ilişkin araçların kullanımı ve fotoğrafı çekilen objenin önceden hazırlanması koşulu aranır. Bununla birlikte, fikri çabanın sonucu olarak planlama ve uygulama aşaması bir rastlantıyı imkansız kılacak derecede alışılmışın dışında özellik arz ediyorsa, hazır bulunan bir objenin fotoğrafının da kendine özgü bir biçimde çekilmesi mümkün olup, sahibinin hususiyetini taşıyan bir güzel sanat eseri olarak kabulü mümkündür. (İsviçre Federal Mahkemesi – Bob Marley Konseyi kararı) Bu örneğin bir manzara fotoğrafında ise; ışığın, açının, netliğinin vs. özelliklerinin ayarlanması olarak düşünülebilir.

Fikri haklar, sahibine tanıdığı münhasır yetkiler bakımından mutlak haklar kategorisindedir. Bununla birlikte, mutlak haklar süre ile sınırlı değilken, fikri haklar belirli bir süre ile sınırlandırılmıştır. Eser sahiplerinin 70 yıl ile sınırlandırılan bu hakları mali haklardan ibarettir. Eser sahiplerinin Kanundan kaynaklanan hakları 2 kategoriye ayrılmakta olup, bu sınırlı ve devredilebilir nitelikteki mali hakların yanısıra, hiçbir şekilde devredilemez ve vazgeçilemez nitelikte bulunan manevi hakları da bulunmaktadır.

Fotoğrafik eser sahibinin mali hakları, fotoğrafın fotoğrafçıya sağladığı ekonomik imkanlara ilişkin haklardır. Fotoğraftan ekonomik olarak yararlanmak için fotoğrafın alenileşmesi diğer bir deyişle umuma arz edilmesi gerekir. Alenileşme; ilim ve edebiyat eserlerinde yayım yoluyla, güzel sanat eserlerinde ise teşhir ve temsil yoluyla gerçekleşmektedir.

• İşleme Hakkı: Asıl eserden yararlanmak suretiyle bağımsız ve sahibinin hususiyetine sahip yeni bir eser meydana getirmektir. Fotoğraf açısından işleme, fotoğraftan esinlenilerek bir resmin yapılması şeklinde mümkün olabilir.

• Çoğaltma Hakkı: Basit anlatımla eserin aslından, herhangi bir teknikle birden fazla örneğini oluşturmaktır. Örneğin; fotoğrafın bilgisayar yardımıyla ya da baskı yöntemiyle birden fazla nüshasını oluşturmak çoğaltmadır.

• Yayma Hakkı: Fotoğrafın belli bir süre ile bir yerde kullanılmak suretiyle kiralanması, teşhir için bir galeriye bedelsiz verilmesi ve/veya satılması yayma hakkı kapsamında değerlendirilir.

• Temsil Hakkı: “Temsil”, bir eseri, doğrudan doğruya yahut işaret, ses veya resim nakline yarayan aletlerle umumi mahallerde okumak, çalmak, oynamak ve göstermek, umuma arz edilmek üzere ortaya çıktığı mahalden başka bir yere herhangi bir teknik ve vasıta ile nakletmek olarak belirtmiştir.

• Eser Bedelinden Pay Verilmesi Hakkı: Buna göre; güzel sanat eserlerinin asılları ile özgün eser olduğu kabul edilen kopyaları koruma süresi içinde, satış yoluyla el değiştirdikçe, bu satış bedeli ile bir önceki satış bedeli arasında açık bir orantısızlık bulunması halinde, her satışta, satışı gerçekleştiren kişi, bedel farkından uygun bir payı eser sahibine, o ölmüşse mirasçılarına ödemekle yükümlüdür.

Fotoğrafik eser sahibinin manevi hakları, zamanla sınırlı olmayıp, sözleşme ile de olsa bu hakların devri ve bu haklardan vazgeçmek mümkün değildir. Yalnız, uygulamada çoğunlukla bu hakları kullanma yetkisi sözleşme ile devredilebilmektedir.

• Umuma Arz Etme Hakkı: Fotoğrafın sergide gösterilmesi, toplantıda tanıtılması, ticari amaçla reklamda kullanılması, internet, televizyon, gazete, dergi gibi görsel yayınlarla halka sunulması umuma arz etmenin şekilleridir.

• Adın Belirtilmesi Hakkı: Fotoğrafçı, fotoğrafın kendi adıyla umuma arz edilmesi ve alenileşmesi hakkına sahiptir. Fotoğrafçı, fotoğrafta gerçek adını veya bunun yerine takma adını, belli bir işaret veya sembolü kullanma hakkına sahip olduğu gibi hiçbir isim ve işaret kullanmayıp isimsiz de umuma arz edebilir.

• Fotoğrafın Özelliğinin Korunmasını İsteme Hakkı: Bu hak, fotoğraf üzerindeki ad ve unsurlarda değişiklik yapılıp yapılmamasını, yapılacaksa ne kadar ve ne şekilde yapılmasını belirlemeyi kapsar.

• Fotoğraf ile İlişkisinin Kesilmemesi Hakkı (Eserin Aslına Ulaşma Hakkı): Fotoğrafçı, bu hakkına dayanarak fotoğrafı incelemek, görmek, kişisel sergisinde geçici olarak teşhir etmek amacıyla, elinde bulundurandan isteyebilir. Ancak bu hak, fotoğrafı elinde bulunduranın haklarına zarar vermeyecek şekilde kullanılmalıdır.

• Fotoğrafçının Kişilik Haklarının Korunmasını İsteme Hakkı: Fotoğrafın satış şekli, tanıtımı, umuma arz edilmesi, teşhir edilmesi, kısacası her türlü tasarrufu fotoğrafçının itibar ve şerefini zedelemeyecek şekilde olmalıdır.

Eser sahibinin yahut eser üzerinde sözleşme, mirasçılık vs. yasal yolla hak sahibi olan diğer kişilerin 5846 Sayılı Kanun kapsamında şartların varlığı halinde bazı hukuk davalarını açabileceği öngörülmüştür. Bunlar; tecavüzün giderimi (ref’i) davası, tecavüzün önlenmesi (men’i) davası, maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Uluslararası alanda ise; fotoğrafik eserler iki farklı yöntemle koruma altına alınabilir. Bunlardan ilki; ülkemizde de olduğu şekilde mali-manevi haklar bağlamında telif hakkı (copyright) olmakla beraber, diğeri de Creative Common (CC) lisanslaması vasıtasıyla koruma altına almaktır. CC lisanslamasının geçerli olması için öncelikle konu olan eserin telif hakkı ile korunması gereklidir. Eser sahibi telif hakkı ile korunan eserini CC lisanslaması vasıtasıyla herhangi bir ücrete tabii olmadan kamunun paylaşımına sunabilir. CC lisanslaması, bu anlamda eser sahibinin eserini ücretsiz bir şekilde kamu ile paylaşılmasının hangi koşullara göre gerçekleştirileceğini belirlemesine yarar. Creative Commons ABD’de 2001 yılında kurulan ve kar amacı gütmeyen bir organizasyondur.

Uluslararası alanda bir fotoğrafçı deklanşöre bastığı andan itibaren ve şartların varlığı halinde, ilgili fotoğraf üzerinde telif haklarına sahiptir. Bu durumda ilgili fotoğraf üzerindeki hak sahipliği, 2 istisnai durum ile farklılık kazanabilir:

– Eğer fotoğrafçı bir işverenin maaşlı çalışanı ise ve çekilen fotoğraf, bu işverene fayda sağlamak amacıyla çekildiyse, hak sahipliği işçi-işveren arasındaki sözleşmeye göre farklılık arz edecektir. (Örneğin; bir dergide çalışan fotoğrafçının dergi için çektiği fotoğraflar. Düğün-doğum fotoğrafçılığı, portre fotoğrafçılığı gibi tek bir etkinlik için yapılan sözleşmeler bu kapsamın dışındadır.)
– Eğer fotoğrafçı yapılan bir sözleşme karşılığında sadece belli bir koleksiyon oluşturmak üzere bir çalışma gerçekleştirirse, yine hak sahipliği bu durumda da ilgili sözleşmenin koşullarına göre farklılıklar arz edecektir.

Uluslararası alanda, fotoğraflar üzerindeki hakların tescili, Amerikan Telif Hakları Ofisi tarafından gerçekleştirilebilmektedir. Herhangi bir ülkeden olan bir fotoğrafçı fotoğraflarını Amerikan Telif Hakları Ofisi’ne kayıt ettirebilir ve bu yasalara göre korunmasını talep edebilir.
Tüm bu haksız kullanım koşullarının yanında 1998 yılında Cenevre’de, Amerikan Telif Hakları Ofisi düzenlemelerine göre imzalanan uluslararası Dijital Binyıl Telif Hakkı yasası (DMCA) doğrultusunda bir telif hakkının ihlal edilerek internet ortamında herhangi bir fotoğrafın yayınlanması durumunda eser sahibi gerekli başvuruları yaparak bu iddiasını ispat edebilir. Bu durumda fotoğrafın yayınlandığı internet servis sağlayıcıya gerekli prosedürler doğrultusunda yapılan başvurular sonucunda yayınlanan fotoğraflar, bu servis sağlayıcı tarafından ivedilikle yayından kaldırılacaktır.

Yukarıda yer alan tüm açıklamaların yanısıra, uluslararası alanda telif haklarının ihlali durumunda yapılabilecekler aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
1- Eylemsiz kalma: Telif haklarının ihlali durumunda öncelikle, ihlalin gerçekleştiği ülkeye ve ihlalin derecesine bakmak gerekir. Bu hakları uluslararası alanda koruma altına almak, şüphesiz çeşitli prosedürler ve yasal takip gerektirmektedir. Şayet ihlalin meydana geldiği ülkede telif hakları bağlamında yasal zemin oluşmamış veya meydana gelen ihlalin yarattığı kaybın maddi ve manevi değerleri çok önemli değil ise eylemsiz kalmak ve süreci takip etmek en doğru seçenek olacaktır.
2- Adının belirtilmesi talebi: Telif haklarını ihlal eden kişi ya da kurum, fotoğrafın telif hakkı sahibinden izinsiz bir şekilde fotoğrafı kullanmış ise, telif hakkı sahibi, bu kişi/kurumlardan fotoğraf üzerinde adının belirtilmesini talep edebilir. Bunun için, ilgili kişiye/kuruma yazılı olarak bu başvuruların iletilmesi gerekmektedir.
3- Dijital Binyıl Telif Hakkı Yasası Başvurusu: DMCA yasası doğrultusunda ihlale konu olan sitenin internet servis sağlayıcısına yapılacak yazılı bir başvuru ile ihlal konusu eserlerin içerikten çıkarılması talep edilebilir.
4- İhlale karşı dava açmak: Bu durumda davalı tarafın bulunduğu ülke ve o ülkenin Amerikan Telif Hakları Ofisi düzenlemelerini tanıyıp tanımaması önemli bir unsur olacaktır. Bununla beraber ihlal edilen eserin Amerikan Telif Hakları Ofisi’ne kayıtlı bir eser olması da, bu süreçte ciddi önem arz edecektir.
AV. BAŞAK ÖZTÜRK